Home Random Page


CATEGORIES:

BiologyChemistryConstructionCultureEcologyEconomyElectronicsFinanceGeographyHistoryInformaticsLawMathematicsMechanicsMedicineOtherPedagogyPhilosophyPhysicsPolicyPsychologySociologySportTourism






C. Kelimelerin dili

Rüşvet -……………………………………………………………………………………………..

Hasım- ...............................................................................................................................................

Dava-.................................................................................................................................................

Arsa-..................................................................................................................................................

Müşteri -............................................................................................................................................

Darılmak -..........................................................................................................................................

Yular-.................................................................................................................................................

Belaya düşmek-..................................................................................................................................

Direk-.................................................................................................................................................

Uzun uzadıya anlatmak – ..................................................................................................................

Hatır -.................................................................................................................................................

Hüküm-..............................................................................................................................................

 

D. OKUMA-ANLAMA

1.Hacı Namık Efendi kimdir? .............................................................................................................

2.Ali Hoca ile Kolsuzoğlu arasındaki problem nedir?.........................................................................

............................................................................................................................................................

3.Size göre kim haklıdır?Niçin?.........................................................................................................

..............................................................................................................................................................

4.Bu olayla ilgili olarak Hacı Namık Efendi ne düşünüyor?...............................................................

.............................................................................................................................................................

5.Hacı Namık Efendi, Ali Hoca'nın haksız olduğunu bile bile, davayı niçin kabul ediyor?...............



..............................................................................................................................................................

6.Hakim nasıl bir insandır?..................................................................................................................

7.Davayı kim kazanıyor?...............................................................................................................

8.Ali Hoca davayı kazanmak için ne yapıyor?...................................................................................

..............................................................................................................................................................

 
 

 

KISSADAN HİSSE

BİR AVUÇ TUZ

 

Adaletiyle ün yapmış hükümdar Nuşirevan’a bir av yerinde kebap ikram edilecekti.Fakat tuz olmadığındanlarından birini yakındaki bir köye gindermek gerekti.Fakat Nuşirevan,gidecek olan adama :

‘‘Tuzu para ile al.Para al ki,köyden tuz almak,hükümetöe bir adalet haline gelip,sonunda köy harap olmasın!’’diye tembih etti.

Yanındakiler:

‘‘Padişahım,bir parça tuzdan ne fenalık çıkar?’’deyince,Nuşirevan:

‘‘Zulüm cihanda az imiş.Fakat her gelen onu bir parça artırarak,bugünkü dereceyi bulmuştur’’,karşılığını vermiş’’

 


‘İnsan ne söylediğini bilmeli ,fakat her bildiğini söylememeli.’ (Namık Kemal)

A. Derse Hazırlık

1.Nelere sır denir?

2.Her şeyi her yerde konuşmak doğru mudur?

3.Sır saklamayı becerebilir misiniz?

B. OKUMA PARÇASI

 

SIR SAKLAMAK

 

Hayatta, sır saklamanın insanlar için ne kadar önemli bir meziyet olduğunu bilmem hiç düşündünüz mü? Aranızda sır saklamasını beceremeyenler bulunabilir ama; onlar bile sır saklamanın lüzumunu çok iyi takdir ederler. Ne yapsınlar ki, sırrı saklamak ellerinden gelmez. Kendilerine emanet edilmiş olan sır, suyun içine hapsedilmiş hava kabarcığı gibi bütün gayretiyle dışarı fırlamak, serbest havaya kavuşmak ister. Böyleleri, kendilerine bir sır emanet edilince âdeta rahatsız olurlar. Ne yapsam da bundan kurtulsam der gibi adam arar; ilk rast geldiklerine sırrı söyleyerek rahat ederler.

Sır saklamak ne kadar güç olursa olsun, sır söylemenin de kendine has bir zevki vardır. Başkalarına bilmedikleri bir şeyi haber vermenin tatlı keyfini burada bir çırpıda inkâr et­mek de, takdir edersiniz ki, kolay işlerden değildir. Meselâ: sizde bir sır var. Bunu öğrenmeyi çok isteyeceğini bildiğiniz bir dostunuza haberi yetiştirmek için apar topar sokağa fırlı­yorsunuz. Onu ilk bulduğunuz yerde bir kenara çekip ağzınızı kulağına yaklaştırarak sırrı fısıldıyorsunuz. Dostunuzun göz­leri, yeni öğrendiği haberden fal taşı gibi açılmıştır. Bunu na­sıl öğrendiğinizi size tekrar tekrar soruyor. Doğru olup olmadı­ğını ısrarla öğrenmeğe çalışıyor. Siz bin bir yemin ediyorsunuz ve kimsenin bilmediği bir gerçeği biliyor olmanın gururu ile mest oluyorsunuz.

Kısacası, zaafların en tehlikelisi ile karşı karşıyasmız. Çünkü o sır, size, hiç kimseye anlatmamanız şartıyla emanet edilmişti. Bunu başkalarının duymasından büyük zararlar do­ğabilir. Böyle bir gevezelik, türlü hâllerde kötü sonuçlar doğu­rabilir. Siz de belki başka hiç kimseye söylememeyi vaat ede­rek o sırrı elde etmiştiniz. Ne çare ki, pişman olma fayda ver­mez. Shakespeare'in dediği gibi : "Ağızdan bir defa çıkmış olan sözü tekrar sır hâline getirmek mümkün değildir." O, ağızdan ağıza yayılır gider. Sebep olacağı facialar önlenemez. Bir de size inanarak, o sırrı söylemiş olan dostunuzun karşısındaki durumunuzu düşünün! Onun dostluğunu bir daha elde etmenin artık imkânı var mıdır? Tatlı bir sohbetin sarhoşluğu içinde ağzınızdan kaçırmış olduğunuz söz, size her şeyden önce dostunuzu kaybettirmiştir. Üstelik bunun bir de utandırıcı yanı vardır. Fransız generallerinden Turaine sır saklamasıyla meşhur bir adamdı. Harbe giderken aldığı ted­birleri kralına bile söylemezmiş. Buna fena hâlde canı sıkılan XIV. Lui, günün birinde kendisine haber göndermiş. "Sırlarını bana söylemesinde sakınca yoktur. Ben de kendisi kadar ba­şarılı olmasını isteyenlerdenim." diye sitemde bulunmuş. İşte böyle bir adam, günün birinde krala ait bir sırrı, bir sohbet sı­rasında pek hoşuna giden bir kadına söyleyivermesin mi? Ka­dınlarda sır, erkeklerde durduğundan biraz daha güç durur.

Tabi sır hemen yayılıvermiş ve bir rezalettir kopmuş. General o kadar utanmış ki bir gece ahbapları kendisine bu sırrı ağ­zından nasıl kaçırdığım anlatmasını rica ettikleri zaman : "Söyleyeyim, ama odadaki lambaları söndürün, o kadar utanı­yorum ki, aydınlıkta imkânı yok anlatamam." demiş.

Yukarıdaki hikâyeyi anlatırken geçen bir sözden hanımla­rın alınmamalarını rica ederim. Her ne kadar hanımların pek sır saklayamadıkları söylenirse de sır saklamak konusunda erkeklerle kadınlar arasında pek bir fark olduğunu sanmıyo­rum.

Bir de çocukların sır saklayamadıklarına inanılır. Hatta dilimizde "Çocuktan al haberi" diye bir ata sözü vardır. Onlar, elbette, saflıklarından, neyin saklanıp neyin saklanmayacağı­nı bilmezler. Bu sebeple duyduklarını başkalarına anlatmak­ta sakınca görmezler. Ama bunun da her zaman doğru olma­dığını ispat eden pek güzel bir hikâye vardır. Milâttan sonra ikinci asırda yaşamış, dünyanın bu günkü manada ilk fıkra yazarlarından Aulus Gellius'un anlattığına göre: Roma'da se­nato üyelerinin on dört yaşlarına varan çocuklarını da, devlet idaresini öğrensinler diye senato toplantılarına götürmeleri adetmiş. Bir gün Senatoda mühim bir kanun üzerinde görüş­me açılmış. Fakat o gün akşama kadar bir karara bağlanamadığı için, konuşmalar ertesi güne bırakılmış. Konuşulan mese­leyi, karara varmadan önce hiç kimseye açmamalarını üyelere giderken sıkı sıkıya tembih etmişler.

O gün babasıyla beraber senatoya gitmiş olan Babirus adında bir çocuğa akşam eve geldiği zaman annesi : "Bu gün senatoda ne konuşuldu?" diye sormuş. Çocuk da: "Söylenme­sini yasak ettiler." diye cevap vermiş. Durum bu biçimi alınca annede bir meraktır başlamış. "İlle de söylesin!" diye çocuğu sıkıştırır dururmuş. Nihayet çocuk annesinin gönlünü hoş etrnek için bir şey uydurmağa karar verip : "Bu gün senatoda erkeklerin ikişer hanım alması mı, yoksa kadınların" ikişer koca alması mı memlekete daha faydalıdır? meselesini görüş­tüler, deyivermiş. Bunu haber alan kadınlar senatonun etrafını çevirerek, kendilerinin fikirleri sorulmadan bu mesele hakkında bir karar verilmemesini istemeye başlamışlar. Tabi senato hayretler içinde kalmış. Bunun üzerine Babirus ayağa kalkarak meseleyi ayrıntılarıyla anlatmış. Çocuğun bu hare­keti senatonun o kadar hoşuna gitmiş ki... O günden sonra hiçbir çocuğun senatoya gelmesine izin vermemeyi kararlaş­tırmışlar ama Babirus müstesna ...

Fakat muhakkak ki, bu sır saklama bahsinden en doğru hareket, başkasının sırrını Öğrenmeğe kalkmamaktır. Bir sırrı rast gele öğrendiği zaman insan onu, her ne.,pahasına olursa olsun saklamasını bilmeli. Gündelik hayatta karşılaştığımız insanlar hakkında not verirken, karşımızdakilerin "Ağzında bakla ıslanmaz." cinsinden olmamalarına dikkat ettiğimize göre. Sır saklamak daha küçük yaşlardan itibaren öğrenilme­si ve öğretilmesi gereken bir meziyettir.

Şevket Rado

(Ümit Dünyası)

 


Date: 2015-12-17; view: 564


<== previous page | next page ==>
C. Kelimelerin dili | C. Kelimelerin dili
doclecture.net - lectures - 2014-2019 year. Copyright infringement or personal data (0.004 sec.)